İçeriğe geç

Sıkça Karıştırılan Sözler

Birbirine karıştırılan söz çiftleri ve aralarındaki anlam farkı — ikisi de doğru yazımdır, anlamları ayrıdır. Toplam 108 içerik.

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 23 Ağustos 2026

çok, çok fazla

1) (sıfat) Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan; hayli, az karşıtı

“Özellikle Kâbe çevresi çok kalabalık bir yaya trafiğine sahne olduğu için bu çevreye araba giremiyor.” — Doğan Sofracıoğlu

2) (zarf) Aşırı bir biçimde; fena (I)

“Biz çocuklar evimizi çok beğendik.” — Ayla Kutlu

karıştırılır

oldukça

(zarf) ► olabildiğince

“Bu oyun oldukça geniş bir sahada taammüm etmiştir.” — Ahmet Kutsi Tecer

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 23 Ağustos 2026

yönetmelik

1) (isim) Bir kuruluşun çalışma yöntemini belirleyen kuralların tümü

2) Bu kuralların yazılı olduğu belge; talimatname

3) (hukuk) Yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlanan, düzenleyici kuralların yazılı olduğu resmî belge

“Ayrıca bu dönemde seyircinin haklarını ve sağlığını korumak amacıyla bir de tiyatro yönetmeliği hazırlanmıştır.” — Metin And

karıştırılır

yönetmenlik

1) (isim) Yönetmen olma durumu

2) Yönetmenin görevi

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 23 Ağustos 2026

deyiş

1) (isim) Deme, söyleme işi

“Peki deyişleri de akılları yattığı için değil, korkuları ağır bastığı için oldu.” — Tarık Buğra

2) Bir kimsenin bir konuyla ilgili düşücelerini anlatım biçimi, üslubu; ifade

3) (edebiyat) ► halk şiiri

“Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız.” — Nurullah Ataç

4) (müzik) Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü

karıştırılır

deyim

(isim) Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği; tabir

“Bu deyim seni korkutmasın. Çünkü fazlasıyla basit bir şeyden bahsediyorum.” — İhsan Oktay Anar

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

paraFarsça pāre

1) (isim, ekonomi) Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı; mangır, mangiz, nakit, papel, tıkır, tıngır

“Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı.” — Fikret Otyam

2) Bir emek karşılığında elde edilen kazanç

“Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir.” — Sait Faik Abasıyanık

3) (eskimiş) Kuruşun kırkta biri

karıştırılır

ücretArapça ucret

1) (isim, ekonomi) İş gücünün karşılığı olan para veya mal; ecir

“Ücret hizmet mukabilidir. Ne yapıyorsun ki sana para verelim?” — Nâzım Hikmet

2) Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para

“Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı.” — Peyami Safa

Karıştırılan Sözler23 Ağustos 2026

kârFarsça kār

1) (isim) Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı; getiri

2) (mecaz) ► yarar

“Bundan benim hiçbir kârım yok.”

3) (ekonomi) Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay

4) (ticaret) Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark; ticaret

karıştırılır

kar

(isim) Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı

“Kıştı, yerler iki karış kar tutmuştu.” — Tarık Buğra

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

hayatArapça ḥayāt

1) (isim) Canlı, sağ olma durumu

2) ► yaşam

“Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım.” — Halit Fahri Ozansoy

3) ► yaşantı

“Köy hayatı. Gece hayatı.”

4) Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi

“Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı.” — Reşat Nuri Güntekin

5) Geçim şartlarının bütünü

“Hayatımı yazılarımla kazanırım.” — Halide Edip Adıvar

6) Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma

“Bu köyde hiç hayat yok.”

7) (din bilimi) ► yazgı

“Hayat onları bir türlü birleştirmedi.”

8) Yaşamayı sağlayan şartların bütünü

“Ayda hayat yok.”

9) Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi

“Atatürk'ün hayatı.”

10) (isim, ağızlardan) Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa

11) ► avlu

karıştırılır

yaşantı

1) (isim) Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü; hayat (I)

“Eski alışkanlıkların yanı sıra genel yaşantıya tepki duymuşlardı.” — Cahit Külebi

2) Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey

3) Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

ilişki

1) (isim) İki şey arasında karşılıklı ilgi; bağ (I), ilinti, ilişik, münasebet, rabıta, temas

“Arkadaşlık ve dostluk şeklinde bile bir ilişki aramadığını kesinlikle anlatacaktı.” — Halide Edip Adıvar

2) ► bağlantı

“Kar yağınca köylerle ilişki kesildi.”

karıştırılır

alakaArapça ʿalāḳa

1) (isim) ► ilgi

“Sporla alakası var, dedimse öyle sıkı fıkı bir alaka değil.” — Nâzım Hikmet

2) ► gönül bağı

“Benim başkalarının aşk ve alakasıyla uğraşacak vaktim yok!” — Ömer Seyfettin

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

yoksun

(sıfat) Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken; mahrum

karıştırılır

yoksul

1) (sıfat) Geçinmekte çok sıkıntı çeken, geçimini güçlükle sağlayan (kimse, toplum, ülke); yoksuz, yokluklu, çulsuz, varlıksız, variyetsiz, yok yoksul, fakir, fukara, beş parasız, parasız, sersefil, zengin, varsıl karşıtı

“Şimdi binlerce, yüz binlerce yoksul büzülmüştür kendi içine, kendi yetmeyen sıcaklarına sığınmışlardır insanlar.” — Yaşar Kemal

2) (mecaz) İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan bir biçimde

“Yazılarını okudum, sözlerini dinledim, bilgice onu biraz yoksul buldum.” — Memduh Şevket Esendal

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

masumiyetArapça maʿṣūmiyyet

(isim) ► masumluk

“Aksine, onun her tavrından hayret, dehşet ve masumiyet tüttüğüne şahidim.” — Necip Fazıl Kısakürek

karıştırılır

masuniyetArapça maṣūniyyet

1) (isim, eskimiş) Korunmuş olma durumu

“O zaman yüzünün çocuklara mahsus körpeliği masuniyetle birleşmişti.” — Peyami Safa

2) (hukuk) ► dokunulmazlık

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

vârisArapça vāris̱

(isim) ► mirasçı

“Ali Bey'in evlat ve vâris edineceğini düşündüğü anlar olmuştur.” — Halide Edip Adıvar

karıştırılır

varisFransızca varice

(isim, tıp) Toplardamar genişlemesi; ordubozan

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

hâkimArapça ḥākim

1) (sıfat) Egemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren

“Arkasında yavaş fakat çok hâkim bir ses işitmişti.” — Aka Gündüz

2) Başta gelen, başta olan, baskın çıkan

“Şimdi devlete hâkim olanlar, sosyal ve askerî reformlardan en fazla rahatsızlık duyanlar ve başta yeniçerilerle, bunlara organik olarak bağlı bulunan kesimlerdi.” — Cemil Öztürk

3) Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen (kimse)

“Bir kere sinirlerine bu kadar hâkim oyuncu görmedim.” — Haldun Taner

4) Yüksekten bir yeri bütün olarak gören

“Tavuk kümesleri, kuş kafesleri ve denize hâkim piknik yerleriyle tam bir doğa harikası.” — Nazmi Öner

5) (isim, hukuk) ► yargıç

“Bir hâkimin çok ciddi, bir satıcının çok mültefit, bir askerin çok otoriter olması meslekleri icabıdır.” — Mehmet Kaplan

6) ► baskın

“Geçen yüzyıllarda hâkim düşünce tipi teolojik olduğu için, cemiyette de din adamları hâkim bulunuyordu.” — Erol Güngör

karıştırılır

hakimArapça ḥakīm

1) (sıfat, eskimiş) ► bilge

2) (din bilimi) Her şeyi bilen (Tanrı)

“Binaenaleyh Allah mutlak olarak hakim, insanlar ise nispi ve izafi olarak hakimdir.” — Süleyman Uludağ

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

âlimArapça ʿālim

(isim) ► bilim adamı

“Hiçbir şeye inanmayan, ne inkılapçı ne muhafazakâr ne âlim ne şair olabilir.” — Orhan Seyfi Orhon

karıştırılır

alimArapça ʿalīm

(sıfat, eskimiş) Çok bilen (kimse)

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

hâlArapça ḥāl

1) (isim) ► durum

“Herkes hâline göre bir hediye verdi.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar

2) Tutum, tavır

“Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan olduğunuz bellidir.” — Oktay Rifat

3) Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman

“Hâl dediğimiz şey yarından sonra mazi olacaktır.” — Yahya Kemal Beyatlı

4) ► takat

“Şimdi gezmeye çıkacak hâlim yok.”

5) (mecaz) Kötü durum, sıkıntı, dert

“Zavallının başına ne hâller geldi.”

karıştırılır

halArapça ḥall

1) (isim, eskimiş) Çözme, çözülme

2) ► çözüm

3) ► eritme

4) Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma

5) (isim) Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer

6) (isim, tarih) Tahttan indirme

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

âlâArapça aʿlā

1) (sıfat) Daha yüksek, en yüksek, pek yüce

2) Daha iyi, çok iyi, pek iyi

3) Çok güzel, çok nefis

“Beni Konya Lezzet Lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti.” — Halide Edip Adıvar

karıştırılır

ala

1) (sıfat) ► alaca

“Karacaoğlan çadırına geldiği zaman ala şafak atıyordu.” — Yaşar Kemal

2) (isim) ► alabalık

3) (ağızlardan) ► ela

“Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm” — Halk türküsü

4) (isim, ağızlardan) Kekliğin boynundaki siyah halka

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

sâriArapça sārī

1) (sıfat, eskimiş) Başkasına geçen

2) ► bulaşıcı

karıştırılır

sariHintçe

1) (isim) Hint kadınlarına özgü giysi

2) Bu giysinin yapıldığı kumaş

“Sari denir kumaşa bürünen, ayağı bilezikli ve burunları incili veya mücevherli kadınlar...” — Falih Rıfkı Atay

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

fâniArapça fānī

1) (sıfat) ► ölümlü

“Her fâni güneşten, çimden nasibini alıyor.” — Yusuf Ziya Ortaç

2) (isim, mecaz) ► insan

karıştırılır

faniFransızca phanie

(isim, fizik) İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

cefakeşArapça cefā + Farsça -keş

(sıfat) Cefa çeken, sıkıntıya katlanan; cefakâr

“Bu, cefakeş bir işçi kadının hikâyesiydi.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu

karıştırılır

cefakârArapça cefā + Farsça -kār

1) (sıfat) Eziyet eden, eziyet veren

2) ► cefakeş

“Benim anam cefakâr bir kadındı Gülnaz.” — Şükran Engin Atmaca

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

yâdFarsça yād

1) (isim) ► anma

2) ► bellek

“Yâdımda ezelî ve mor bir fecir memleketi gibi kalan doğduğum yeri gözümün önüne getirmek isterim.” — Ömer Seyfettin

karıştırılır

yad

(sıfat) ► yabancı

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

temayül

karıştırılır

teamül

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

natır

karıştırılır

tellak

← Bugünün seçkisine dön

Kaynak: Türk Dil Kurumu Sözlükleri (sozluk.gov.tr)