paraFarsça pāre
1) (isim, ekonomi) Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı; mangır, mangiz, nakit, papel, tıkır, tıngır
“Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı.” — Fikret Otyam
2) Bir emek karşılığında elde edilen kazanç
“Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir.” — Sait Faik Abasıyanık
3) (eskimiş) Kuruşun kırkta biri
karıştırılır
ücretArapça ucret
1) (isim, ekonomi) İş gücünün karşılığı olan para veya mal; ecir
“Ücret hizmet mukabilidir. Ne yapıyorsun ki sana para verelim?” — Nâzım Hikmet
2) Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para
“Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı.” — Peyami Safa