İçeriğe geç

Sözlük Arşivi

Bugüne kadar toplanan 290 içerik. Her gün yenisi ekleniyor.

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

paraFarsça pāre

1) (isim, ekonomi) Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı; mangır, mangiz, nakit, papel, tıkır, tıngır

“Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı.” — Fikret Otyam

2) Bir emek karşılığında elde edilen kazanç

“Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir.” — Sait Faik Abasıyanık

3) (eskimiş) Kuruşun kırkta biri

karıştırılır

ücretArapça ucret

1) (isim, ekonomi) İş gücünün karşılığı olan para veya mal; ecir

“Ücret hizmet mukabilidir. Ne yapıyorsun ki sana para verelim?” — Nâzım Hikmet

2) Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para

“Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı.” — Peyami Safa

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

ötenazi

ötanazi

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

eşortman, aşofman

eşofman

Karıştırılan Sözler23 Ağustos 2026

kârFarsça kār

1) (isim) Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı; getiri

2) (mecaz) ► yarar

“Bundan benim hiçbir kârım yok.”

3) (ekonomi) Üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay

4) (ticaret) Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark; ticaret

karıştırılır

kar

(isim) Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı

“Kıştı, yerler iki karış kar tutmuştu.” — Tarık Buğra

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

hayatArapça ḥayāt

1) (isim) Canlı, sağ olma durumu

2) ► yaşam

“Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım.” — Halit Fahri Ozansoy

3) ► yaşantı

“Köy hayatı. Gece hayatı.”

4) Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi

“Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı.” — Reşat Nuri Güntekin

5) Geçim şartlarının bütünü

“Hayatımı yazılarımla kazanırım.” — Halide Edip Adıvar

6) Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma

“Bu köyde hiç hayat yok.”

7) (din bilimi) ► yazgı

“Hayat onları bir türlü birleştirmedi.”

8) Yaşamayı sağlayan şartların bütünü

“Ayda hayat yok.”

9) Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi

“Atatürk'ün hayatı.”

10) (isim, ağızlardan) Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa

11) ► avlu

karıştırılır

yaşantı

1) (isim) Hayat tarzı, içinde yaşanılan şartların tümü; hayat (I)

“Eski alışkanlıkların yanı sıra genel yaşantıya tepki duymuşlardı.” — Cahit Külebi

2) Yaşanılanlardan, görülenlerden, duyulanlardan, edinilenlerden sonra kişide kalan şey

3) Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

oce

oje

Yabancı Söze KarşılıkArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

epigenezFr. épigénèse

biy. sıralı oluş

Birbirini takip etme.

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

kaideye almamak

kale almamak

Yabancı Söze KarşılıkArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

presFr. presse

sp. baskı

Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu.

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

ilişki

1) (isim) İki şey arasında karşılıklı ilgi; bağ (I), ilinti, ilişik, münasebet, rabıta, temas

“Arkadaşlık ve dostluk şeklinde bile bir ilişki aramadığını kesinlikle anlatacaktı.” — Halide Edip Adıvar

2) ► bağlantı

“Kar yağınca köylerle ilişki kesildi.”

karıştırılır

alakaArapça ʿalāḳa

1) (isim) ► ilgi

“Sporla alakası var, dedimse öyle sıkı fıkı bir alaka değil.” — Nâzım Hikmet

2) ► gönül bağı

“Benim başkalarının aşk ve alakasıyla uğraşacak vaktim yok!” — Ömer Seyfettin

Yabancı Söze KarşılıkArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

domestikFr. domestique

1. evcil, 2. yerel, yerli, 3. iç, ülke içi

1. Yerli. 2. Belli bir yöre ile ilgili. 3. Ülke içi.

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

egzos, egsoz, eksoz, egzost, eksozt

egzoz

Karıştırılan SözlerArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

yoksun

(sıfat) Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken; mahrum

karıştırılır

yoksul

1) (sıfat) Geçinmekte çok sıkıntı çeken, geçimini güçlükle sağlayan (kimse, toplum, ülke); yoksuz, yokluklu, çulsuz, varlıksız, variyetsiz, yok yoksul, fakir, fukara, beş parasız, parasız, sersefil, zengin, varsıl karşıtı

“Şimdi binlerce, yüz binlerce yoksul büzülmüştür kendi içine, kendi yetmeyen sıcaklarına sığınmışlardır insanlar.” — Yaşar Kemal

2) (mecaz) İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan bir biçimde

“Yazılarını okudum, sözlerini dinledim, bilgice onu biraz yoksul buldum.” — Memduh Şevket Esendal

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

Zülfikâr

Zülfikar

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

4 Levent

4. Levent

Yabancı Söze KarşılıkArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

orijinaliteFr. originalité

özgünlük

Özgün olma durumu.

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

meraba

merhaba

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

bilimum

bilumum

Yazım YanlışıArşive eklendi: 22 Ağustos 2026

acenta

acente

← Bugünün seçkisine dön

Kaynak: Türk Dil Kurumu Sözlükleri (sozluk.gov.tr)